Asgari ücret açlık sınırını geçecek mi?

Hükümet, işçi ve işveren temsilcilerinin asgari ücret pazarlığı bugün başlıyor. Peki şu anda açlık sınırının altında olan asgari ücret ne kadar yükseltilmeli? İşçiyi iyi mi bir süreç bekliyor?

Ücretlerin, artan kurlar ve enflasyon karşısında hızla kıymet kaybetmiş olduğu Türkiye’de 2023 asgari ücret ara zammı için görüşmelerin ilki dün yapıldı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplamda dört toplantının sonrasında asgari ücrette yeni artış miktarı belli olacak.

Türkiye’de asgari ücret, toplam çalışanların yüzde 49’unu, hususi sektörde çalışanların da yüzde 70’ini ilgilendiriyor.

Bu senenin başında asgari ücret 8 bin 506 TL olarak belirlenmişti. Komisyon’da gerçekleşen görüşmelerde işçi ve işveren ortak bir uzlaşı sağlayamamış; Türk-İş masadan çekilirken hükümet ve işverenin ortak kararı asgari ücretin 8 bin 506 liraya çıkarılması yönünde olmuştu. Bu rakam, sendikaların belirlediği fakirlik sınırının üçte birine muadil gelirken Kamu İş tarafınca açıklanan açlık sınırının 151 lira altında kalmış, Türk-İş’in açıklamış olduğu açlık sınırını ise yalnızca 720 lira geçebilmişti.

Peki asgari ücretteki mevcut vaziyet ne?

Yoksulluk sınırının dörtte biri

Birleşik Kamu İş’in mayıs ayı Açlık-Yoksulluk Araştırması’na göre dört benlik bir ailenin açlık sınırı 11 bin 810, fakirlik sınırı ise 31 bin 152 lira seviyesinde bulunuyor. 

Türk-İş verilerine göre ise mayıs ayında açlık sınırı 10 bin 362 TL’ye yükselirken, fakirlik sınırı 33 bin 752 liraya ulaştı. Böylece, açlık sınırı mevcut asgari ücretin en azca bin 856 TL üstüne çıkarken yoksulluk sınırı asgari ücretin neredeyse dört katını buldu.

Yoksulluk sınırı saptanırken takribi dört benlik bir ailenin standart bir hayat sürebilmeleri için lüzumlu olan gereksinimler belirlenerek hesaplama yapılıyor. Açlık sınırı için ise en azca kalori ve en azca maliyet hesaplanıyor.

Enflasyon hesabı işçiyi mağdur ediyor

Asgari ücretle alakalı işçi temsilcilerinin gündemini yüksek enflasyon ve artan kurlar karşısında alım gücündeki düşüş oluşturuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre mayıs ayında aylık enflasyon yüzde 0,04 ile neredeyse yerinde sayarken, senelik enflasyon yüzde 40’ın (yüzde 39,59) dibine geriledi. Enflasyonun düşüşünde, Karadeniz’de keşfedilen tabii gazın seçim yatırımı olarak mayıs ayında ücretsiz verilmesi sebebiyle TÜİK’in bu kalemi hesaplamada sıfır alması etkili oldu. 

TÜİK’in resmi enflasyonu olması gerektiğinden düşük hesapladığına dair tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise mayıs ayına dair enflasyonu doğalgaz fiyatının değişmediği varsayımıyla aylık yüzde 7,35, senelik yüzde 109,01 olarak açıkladı.

Enflasyonun daha düşük hesaplanması üstünden asgari ücretin de bu düşük hesaplama ile daha düşük belirlenmesi gibi bir vaziyet ortaya çıkıyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), geçen hafta TÜİK’in reel enflasyon rakamlarını sakladığı gerekçesiyle Kurum’un İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde bir fiil yaptı. 

Yapılan basın açıklamasında, iktidarın baskısına dikkat çekilerek, “On milyonlarca insanımızın geliri, işte bu baskı dibine alınmış TÜİK enflasyonuna göre belirlenecek. Tezgâhın farkındayız. TÜİK’in düşük enflasyonuna göre ücretleri artırıp sonra da ‘Milleti enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz’ diye politik nutuklar atacaklar. Özetle Türkiye İstatistik Kurumu yaşamın gerçeklerini düzmece enflasyon rakamlarının arkasına saklayarak politikacıların iktidar sahiplerinin emrinde bir vasıta olarak kullanılmaya, emekçilerin ve emeklilerin karşısında durmaya devam ediyor” denildi.

“Yoksunluk artarak devam edecek”

DW Türkçe’ye konuşan çabalama ekonomisi uzmanı Özgür Müftüoğlu da iktidarın hem TÜİK aracılığı ile enflasyonu sınırlandıran hem de ücretleri düşük tutarak ana para teşviklerini artıran bir siyaset izlediğini söylüyor. 

Müftüoğlu, “Benim beklentim Komisyon’dan 9 bin 500 ya da 10 bine yakın bir sayı çıkacağı yönünde. Bu sayı çarşı pazardaki enflasyonun oldukça çok altında. Gıda fiyatları, barınma, sağlık, eğitim gibi temel gereksinimleri karşılayacak düzeyde değil. Şu anda asli ihtiyaçlarda dahi bir yoksunluk yaşanıyor. Bunun da artarak devam edeceği gözüküyor” diyor.

Özgür Müftüoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve yeni iktisat yönetiminin önümüzdeki dönemde sıkı para politikası izleyerek düşük emek maliyeti üstünde küresel rekabeti sağlamaya çalışacağını anlatım ediyor. Bu bağlamda ücretlerin kısılacağına, bilvasıta vergilerin ve toplumsal kesintilerin artırılacağına işaret eden Müftüoğlu “Dolayısıyla önümüzdeki süreçte emekçileri reel ücretlerin giderek azaldığı bir süreç bekliyor” diyor.

Kur farkı karşılanacak mı?

İktidarın seçim vaatlerinden biri olan yeni asgari ücret için haziran enflasyonunun bekleneceği belirtiliyordu. Seçim öncesi meydana getirilen açıklamalarda temmuz ayında zam yapılacağı ve asgari ücretin 500 dolar seviyesine çıkarılacağı belirtilmişti.

Asgari ücretin 500 dolara çıkarılacağına dair açıklamalar yapıldığında dolar kuru 19,5 liralardaydı. Bu da aşağı yukarı 9 bin 750 liraya muadil geliyordu. Bugünkü kur üstünden hesaplandığında ise 500 dolarlık asgari ücret 11 bin 822 lirayı buluyor.

İkinci tur cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi 27 Mayıs’ta 8 bin 506 TL’lik asgari ücret 426 dolara mukamele gelirken bugün 360 dolara mukamele geliyor. Buna göre asgari ücret aşağı yukarı iki haftada 66 dolar eridi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise geçen hafta bir tv kanalına yapmış olduğu açıklamada, “Asgari ücrette en oldukça dolar bazında 300-400 dolar arasındaki seviyeyi koruyabilmeliyiz” dedi. Gültepe, asgari ücretin 500 dolar seviyesine gelmesi halinde Türkiye’nin ‘küçülmeyi’ konuşmaya başlayacağını öne sürdü.

TİM Başkanı’nın önerisinin rastlantı olmadığını belirten Özgür Müftüoğlu’na göre bu açıklama, ihracatta ucuz emek üstünden Endonezya, Mısır ve Kolombiya ile rekabet edecek bir siyaset izlendiğinin aleni bir göstergesi. Müftüoğlu, bu nedenden dolayı iktidarın daha ilkin bahsettiği 500 dolar rakamının hem siyaset anlamında hem de kurlardaki artış sebebiyle gerçekleşmesinin olası olmadığı görüşünde.

Milli gelirde işçinin payı düştü

Özgür Müftüoğlu’na göre asgari ücret belirlenirken fakirlik sınırı ve ekonomik gelişme de dikkate alınmalı.

Ancak Türkiye’de asgari ücret hesaplamasına ekonomik gelişme verileri dahil edilmezken, işgücünün büyümeden almış olduğu hisse ise gerilemeye devam ediyor. Resmi verilere göre Türkiye geçen sene yüzde 5,6 oranında büyürken, 2021’de yüzde 26,9 olan iş gücünün büyümeden almış olduğu pay, 2022’de yüzde 23,7’ye inerek 2000’li yılların en düşük düzeyine geriledi.

Özgür Müftüoğlu, büyümeyle beraber bu büyümeye katkı elde eden emek refahının da artması gerekirken Türkiye’de tam tersi bir vaziyet yaşandığını, Türkiye büyürken işçilerin daha da yoksullaştığını vurguluyor.

Mevcut asgari ücret tayin kriterlerinin problemli olduğuna değinen Müftüoğlu, Avrupa Birliği ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün temel kriterlerinde bir işçinin temel gereksinimleri ailesiyle beraber düşünülerek hesaplanırken Türkiye’de hesaplamaların tek bir işçi üstünden yapıldığına dikkat çekiyor.

Sendikalar ve işveren ne istek ediyor?

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 2023 asgari ücret görüşmeleri başlamadan ilkin reaksiyon çeken bir izahat yaparak asgari ücrette kırmızı çizgilerinin açlık sınırı bulunduğunu söylemişti. Bu bağlamda Türk-İş masada en azca yüzde 25’lik bir ücret artışı teklifi sunması bekleniyor.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda bulunmayan DİSK ise bir ailede iki kişinin çalmış olduğu varsayımıyla en azca fakirlik sınırının yarısı kadar bir asgari ücret olması icap ettiğini sıklıkla vurguluyor.

İşçi temsilcilerinin tabii gaza sıfır fiyat programıyla mayıs ayında düşen enflasyonun üstünde bir refah payı talebini gündeme getirmesi bekleniyor. Son verilere göre 5 aylık enflasyon yüzde 15,26 olarak gerçekleşmişti.

“İşveren desteği artırılmalı”

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Özgür Burak Akkol da dün bir izahat yaparak asgari ücret görüşmelerini bayram öncesine dek tamamlamayı istediklerini söyledi. 

Akkol, “Komisyon her şeyi dikkat alıyor. Kurları da dikkate alıyor, enflasyonu da dikkate alıyor, alım enerjisini de dikkate alıyor, istihdamı, işverenler üstündeki yükü, ihracat üstündeki baskıyı, bütün bu değişkenler gene değerlendiriliyor olacak” dedi. 

“Burada bir iyi niyet var. Çünkü enflasyon düşüş trendinde. Buna karşın biz de Türkiye işverenleri olarak bir ara zammın yapılmasında mutabıkız” diyen Akkol, mühim olanın istihdamı aksatmayacak, sürdürülebilir, dengeli, çalışanın da işverenin de beklentisini dikkate alan bir tutarın belirlenmesinin olacağını söyledi.

İşveren desteğinin artırılarak devam etmesi konusu ile alakalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a taleplerini ilettiklerini anlatım etti.

Sene başlangıcında ufak işletmelere verilen asgari ücret desteği işçi başına aylık 100 TL’den 400 TL’ye yükseltilmişti.

Asgari ücret niçin önemli? 

Asgari ücretin, tanımı gereği düşük ücret alan çalışanlar açısından en alt sınırı oluşturması gerekiyor. Ancak Türkiye’de çalışanların yarısı asgari ücret civarı kazanıyor. Merkez Bankası ve DİSK’in de aralarında olduğu birden fazla kurumun yapmış olduğu araştırmalara göre Türkiye’de çalışanlar arasında asgari ücret ya da asgari ücretin yüzde 10 fazlası ve altında maaş alanların payı aşağı yukarı yüzde 50’yi buluyor. Bu da asgari ücretin takribi ücret haline geldiği bir yapıya işaret ediyor.

Kamuoyuna yansıyan sayılara göre Türkiye’de 19,5 milyon ücretli çalışanın 9,7 milyonu asgari ücretli. Avrupa Birliği’nde asgari ücretle çalışanların payı ise toplam ücretliler içerisinde yüzde 4 civarında. 

Türkiye’de asgari ücretin takribi ücret haline geldiğini söyleyen Özgür Müftüoğlu, bu nedenden dolayı asgari ücretten laf edilirken Fransa, Almanya gibi ülkelerden değişik olarak toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren bir geçim ücretinden bahsedildiğini, bu nedenden dolayı asgari ücretin öneminin arttığını anlatım ediyor. Müftüoğlu, gelecek dönemde asgari ücretle beraber amme çalışanları dahil öteki bütün çalışanların ücretlerinin de reel olarak büyük oranda düşeceğine işaret ediyor.

Asgari ücret tayin yönteminin de doğru olmadığını belirten Müftüoğlu’na göre Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçilerin oldukça ufak bir bölümü temsil ediliyor.

Nasıl belirleniyor?

Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten 5’er temsilci olmak suretiyle 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu yeni asgari tutarı tayin çalışmaları kapsamında 4 kez toplanıyor. Komisyonda işçiyi temsilen yalnızca Türk-İş bulunuyor. Ancak Türk-İş, ücret konusu ile alakalı öteki işçi sendikalarından görüş alıyor. 

Mevzuata göre Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararlarının Komisyon Başkanı tarafınca kamuoyuna duyurulması gerekiyor. Bu sene için belirlenen asgari ücret ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafınca açıklanmıştı.

Bir yanıt yazın