Seçim sonuçları: Millet İttifakı’nın seçim stratejisi neden işe yaramadı?

Merve Kara-Kaşka
BBC Türkçe

Seçim neticeleri hemen hemen netleşmese de ortaya çıkan tabloda “muhalefetin beklediği farkı atamadığını” söyleyen ABD’deki Berkeley Üniversitesi tedris üyesi ve yazar Prof. Cihan Tuğal, bunun sebeplerini BBC Türkçe için değerlendirdi.

14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili seçim sonuçlarında sona doğru yaklaşılıyor.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener’in gece yarısında yapmış olduğu son açıklamaya göre yurt içi sandıkların yüzde 89,97’si, yurt dışı sandıkların yüzde 30,8’i açıldı.

Türkiye saatiyle 02:34 itibarıyla AA ve ANKA verilerinde Cumhur İttifakı Adayı Recep Tayyip Erdoğan, Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na göre 5 puana yakın bir farkla önde görünüyor.

Adaylardan hiçbiri hemen hemen yüzde 50 oy oranını geçemedi.

Seçim neticeleri hemen hemen netleşmese de “muhalefetin beklediği farkı atamadığını” belirten ABD’deki Berkeley Üniversitesi tedris üyesi ve yazar Prof. Cihan Tuğal, bu beklentinin oluşumunda aşırı sağın kazanımlarının anketlere yansımamasının mühim bir payı bulunduğunu söylüyor:

“Seçim neticeleri hemen hemen kesinleşmedi. Bir parça değişiklik olabileceği olasılığını saklı tutarak şunu söyleyebiliriz, karşıcılık beklediği farkı atamadı.

“Son günkü konuşmalara bakarsanız, hatta burada siyasetçilerin konuşmalarını da kast etmiyorum, karşıcılık taraftarı çok kalifiye gazeteciler, akademisyenlerin bir bölümü aleni ara ayrım olacağını hatta yüzde 5’lerde bir ayrım olacağını söylüyordu.

“Bu beklentinin geçersiz bulunduğunu görüyoruz. Burada büyük bir hata yapılmış, olası sonuçlar yanlış okunmuş. Hala karşıcılık yitirdi ya da kazanmıştır diyemeyiz ama muhalefetin atacağı adımın abartıldığını görmüş olduk. “

‘Aşırı sağın kazanımları anketlere değil, sandığa yansıyor’

“Dikkatli olmamız gerekiyor zira bu, yalnızca Türkiye hakkında bir sorun değil. Brezilya’da, Macaristan’da, Amerika’da da hepimiz kendi iç dengeleri yüzünden bu hatanın yapıldığını düşünüyor. Dört değişik ülkenin dördünde de aşırı sağın kazanımları anketlere yansımıyor, sandığa yansıyor.

“Anketler YRP’nin kendi çapı göz önüne alınarak büyük bir oy sıçraması yaşamasını, MHP’deki yükselişi göremedi.”

Kesin olmayan sonuçlara göre YRP, TBMM’de 5 vekille temsil edilecek. YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin genel merkezinde yapmış olduğu açıklamalarda partisinden 5 milletvekilinin Meclis’e girdiğini belirtti. AKP’nin İstanbul 2. bölge sıralamasında mebus adaylığı bulunan Erbakan kendisinin de mebus seçildiğini anlatım etti.

Anadolu Ajansına göre YRP Türkiye genelinde 1,5 milyondan fazla oy aldı.

Peki YRP bu oy sıçramasını iyi mi yaptı?

Prof. Tuğal “YRP’nin işçi kesiminin oyunu almış olduğu söyleniyor” diyor ve ekliyor:

“Anketler görememesine karşın işçi sınıfı çalışan, sahadaki aktivist ve araştırmacılar bunu görüp söylüyordu ama bunun rakam desteği yoktu.

“MHP gibi daha kapalı yapılara gelince bunu görmek imkânsız hale geliyor. MHP’nin kendi içerisinde yaşanmış olan cinayetin dengeleri MHP aleyhine değiştireceği düşünülürken bu cinayetin ya dengeleri etkilemediğini ya da MHP’yi iyice güçlendirdiğini görüyoruz.

“Dönemin genel yapısal özellikleri var, aşırı sağın yükselişini kışkırtan liberalizme merkez sağa merkez sola çok yer bırakmayan dinamikler var.

“Dört değişik coğrafyada buna Hindistan’ı da katarsak, bunların dünya genelinde yaşandığı anlamına geliyor.

“Amerika’nın dünya çapındaki hegemonik düşüşü var, dünya genelinde bir kaos ortamı yaşandığı söylenebilir; liberal, hegemon olmayan merkezci çözümlere yaşama alanı kalmıyor. Bu da seçimlere teğet geçen bir şey gibi görünüyor.

‘Babacan’ın ve Davutoğlu’nun partilerinin oy payı çok düşük ama vizyonları Altılı Masa’ya hakim’

Millet İttifakı, TBMM’de beklediği iskemle sayısına ulaşamadı.

Prof. Tuğal, CHP’nin Millet İttifakı stratejisinin işlemediğini söylüyor:

“Bu strateji de işlemiyor. Altılı Masa’yı parti teşkilatı ve önder olarak CHP sürüklüyor.

“Ama kimin gösterimi sürüklüyor diye sorarsanız Özalcı, Davutoğlucu, Babacancı bir ufukla 6’lı Masa’nın yönetildiğini görüyorsunuz. Babacan’ın ve Davutoğlu’nun partilerinin oy payı çok düşük ama vizyonları Altılı Masa’ya hakim.

“Ve hep şu hesapla yapılıyor bu; hep bir sağa kayış var biz de birazcık sağa kayarsak bu kayan seçmeni toparlarız. Fakat böyle olmuyor, merkezin içi boşalmaya devam ediyor.

“Sol buna karşı strateji geliştirmedikçe kendi seçmenini de kaybetmeye devam ediyor. İşçi sınıfının bütün umutları giderek daha fazla YRP örneğinde gördüğümüz gibi aşırı sağda toparlanmaya başlıyor.

“İçi boşalan merkeze karşı soldan yükselebilecek bir tepki, merkez solun stratejik hatalarından kaynaklı sağdan yükseliyor.”

‘Hata Kürtler’den oy istemek değil; son anda istemek’

Sağın bu yükselişine karşılık, Kılıçdaroğlu’nun HDP desteğini alması seçmende iyi mi mukamele buluyor?

Prof. Cihan Tuğal, bu suali şu şekilde yanıtlıyor:

“Bu, merkez solun stratejisinin parçası değil zaten, CHP açısından bir seçim taktiği. Seçime 2-3 hafta kala Kürtlerin oyu isteniyor. Kürtler ve toplumcu sol o oyu veriyor, diğer çareleri yok, zira Türkiye’yi ya CHP liderliğindeki merkez sağ yönetecek ya da aşırı sağ yönetecek.

“Bu, işçi sınıfı ve Kürtler açısından korkulu bir seçenek. Elbette ki merkez sağ tercih edilmeli.

“Hata ne? Kürtlerden oy istemek değil; son anda istemek. Senelerce Kürtleri dışlayıp, sınır ötesi operasyonları destekleyip, bundan kaynaklı ülkedeki milliyetçiliği destekleyip, Kürt siyasetçilerin hapse atılmasına göz yumup hatta ikinci dereceden buna yardımcı verip son anda Kürtlerden oy dilerseniz size milliyetçi reaksiyon de olur.

“Çünkü o milliyetçiliği kırmak için 20-25 yıldır, hatta daha geriye götürelim, SHP-HEP ayrışmasından itibaren SHP, CHP hiç bir şey yapmadı.

“Halkın daha da milliyetçileşmesine izin verildi, hatta bunu desteklediler.”

‘Bu milliyetçilikle savaşım edilmeden, yeni bir işçi sınıfı hattı kurulmadan bu dengeler değişmeyecek’

Tuğal, bu yapısal sorunların, seçimlerin ikinci tura kalması halinde iki hafta gibi bir hızlıca mühim sonuçlara yol açabileceğini söylüyor:

“Bir gecede değiştirilebilecek şeyler değil bunlar. Sinan Oğan’ın çok büyük tesiri olacağı tahmin ediyor. Çok davranışlarında ölçülü konuşmaya çalışıyorum. Diyelim ki tablo şu andaki gibi yüzde 5’lerde kaldı, Sinan Oğan bütün tarzı belirleyecek. Muhalefete ‘daha fazla milliyetçileşmezseniz sizinle çalışmayacağım’ diyebilir.

“Kılıçdaroğlu birden bire milliyetçi bir çıkış yaparsa bu sefer Kürtler desteğini çeker mi? Orada dengeler süratli değişebilir, net bir öngörü yapmak imkansız.

“Ama durumun bizi getirmiş olduğu nokta gösteriyor ki, bu milliyetçilikle savaşım edilmeden, yeni bir işçi sınıfı hattı kurulmadan bu dengeler değişmeyecek.

“Sinan Oğan masraf başkası gelir, bu tarzı sabote edemese sonraki süreci eder. 6’lı Masa diyelim ki iktidara geldi oyun orada bitmeyecek ki…

“Sinan Oğan gibiler, AKP ve MHP içeriden sabote edecekler 6’lı Masa’yı. İYİ Parti her seferinde ‘Kürtlere daha fazla ödün verirseniz ben buradan çekilirim’ diye tehdit edecek 6’lı Masa’yı.

“Bunların hepsiyle başa çıkabilecek çok genel bir perspektif değişikliği gerekiyor. ‘Evet biz bundan sonrasında Kürtler’i kabul edeceğiz’ diye bir açıklamayla da olmuyor. Çünkü Kürtler’e doğru bir açılımın CHP’ye çok seçmen kaybettireceği çok açık. CHP’nin o seçmeni diğer şekillerde kazanmanın yolunu bulması lazım.”

‘Soğan satın alamayan seçmen neden YRP’ye masraf de CHP’ye gitmez?’

“Bunun sebebi de çok açık. CHP bütün bu dinamikleri görüp, 2017-2018 civarında işçi sınıfına daha fazla dayanan bir stratejiyi değerlendirdi, düşündü. Ancak partiyi bu yönde itmeye çalışan akademisyenler, aktivistler bir halde marjinalize edildi.

“Ve parti eski çizgisinde kaldı. Mücadele buradan verilmeli, görülmemiş bir ufuk çizilmeli ki, Kürtlerden oy istenince bu kadar aşırı reaksiyon olmasın. Seçimin buna indirgenmemesi lazım.

“Elbette CHP’nin ve solun, Kürtlerin Türkiye’nin daha kabul edilebilir bir parçası haline gelmesi için savaşım etmesi lazım, ama ufkunuzu bununla sınırlarsanız da bir yere gidemezsiniz.

“Her şeyin tekrar tanımlanması lazım. Partilerin üstündeki orta derslik ve ana para hakimiyetinin kırılması ve daha işçi sınıfına dayanan bir hattın kurulması gerekiyor.

“Yoksa merkez çöktükçe aşırı sağa mahkum oluruz.

“AKP hala çok örgütlü bir parti ama insanların soğan satın alamaması bir yerden patlayacaktı. Ama soğandan kaynaklı AKP’den kaçan insanların neden sola gitmediğine bakmak lazım.

“Türkiye’nin varlıklı bir diğer geleneği var, toplumcu sol geleneği var. İrili ufaklı düzinelerce yapı, sonuçlar bu yolla kesinleşirse, neden mevzi kazanamıyor diye sormak gerekiyor”

‘Çok daha geniş bir blok kurulması lazım ki bu, CHP üstünde bir baskı oluşturulabilsin’

Anadolu Ajansı’nın aktardığı son verilere göre; TİP, Hatay’dan 1, İstanbul’dan 3 mebus çıkardı.

TİP 28. Dönem Milletvekili seçimlerinde Sera Kadıgil, Erkan Baş, Ahmet Şık ve Can Atalay olmak suretiyle 4 mebus çıkardı.

Prof. Tuğal “TİP mühim bir çıkış yaptı, Cumhuriyetçi, çevreci, şehir hakları açısından mühim şeyler söyledi” diyor ve ekliyor:

“Solun bütün bu tarz şeyleri söylemesi gerekiyor. O açıdan TİP’in çıkışı önemli. Hatay’dan seçilen isim Can Atalay bu meseleleri derslik meseleleriyle birleştiren bir isim. Böyle bir ismin Meclis’te olması çok olumlu.

“TİP’in ya da diğer bir yapının bunu uzun yıllardan beri örüyor bulunduğunu söyleyemeyiz. TİP daha fazla sol cumhuriyetçilik meselesine yaslandı. Çok ciddi bir işçi sınıfı örgütlenmesine gitmemeyi tercih etti. Onu da birazcık kuramsal tartışmalarla kapatmaya çalıştılar. Orta sınıfın da emekçi işçi sınıfı olduğu gibi bir münakaşa başlatıldı.

“Bunun orta sınıfa dayanan bir strateji olduğu açık. Klasik işçi sınıfına dayanan, alt proleter kesimlere dayanan parti HDP ve çevresindeki sol gelenekler olmaya devam etti. Seçimlerden önceki hatalardan bir tanesi de bunların kamuoyunu soğutacak şekilde kavga etmeleri oldu.

“Bu çok dönemsel bir şey ama daha uzun solukta yapılara düşen görevler. CHP’yi sola çekecekse bu yapılar çekecek. Bunların taban örgütlenmesi daha sağlam. Bu ufukların birleştirilmesi gerekiyor, iki ayrı hareket olarak adım atması sıhhatli değil.

“Bütün emekçi orta sınıflarla, işçi sınıfını ve onunla etraf meselesini, hanım meselesini şehir hakkını, Kürt meselesini birleştirecek çok daha geniş bir blok kurulması lazım. Ki bu CHP üstünde bir baskı oluşturulabilsin.

“Yoksa CHP kendi kendine böyle bir yere yönelmez. Taban örgütlenmesi burada daha ehemmiyet kazanıyor. Örgütlenme olabildiğince CHP, 90’ların ortalarından beri girmiş olduğu hattan ama uzaklaşmaya başlar. “

Bir yanıt yazın