KPSS’de örgütlü hırsızlık, 3 bin 229 görünen ‘şampiyon’ sayısı sınav yenilenince 76’ya düştü; suç vardı, itiraf vardı, suçlu vardı, ceza yoktu!

TÜRKİYE’NİN ‘ÇALINTI SORU’ TARİHİ

İKİNCİ BÖLÜM

2008 senesinde AKP’ye yönelik kapatma davasının açılması ve Anayasa Mahkemesi’nin partiyi kapatmamasına karşın laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle Hazine yardımının kesilmesi yaptırımına mahkûm etmesi sonra cemaat devreye girdi. Bu süreçte ve sonra cemaat kadroları emniyette ve yargıda kritik görevlere getirildi. Emniyette istihbarat, organize suçlar, terör şubelerinin kilit noktalarında artık onlar vardı. Yargıda da hususi yetkili savcılık ve mahkemelerde de.

Ergenekon soruşturmasının başlamış olacağı da belli gibiydi. Hükûmete yakın gazeteler, harıl harıl tecrübeli polis ve hüküm muhabiri arıyor, bulamazsa cemaat gazetelerindeki kadrolardan yararlanıyordu. O dönemde, büyük bir soruşturmanın başlamış olacağı yolunda öngörüler duymak sürpriz değildi. Ergenekon’un butonuna böyle bir ortamda basıldı.

2010 skandalı

2010 yılına gelindiğinde saflar aşağı yukarı belliydi. Cemaatin yürüttüğü soruşturmaları ve davaları destekleyenler ve karşıcılık edenler.

KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) sorularının çalınması skandalı, tam da böyle bir ortamda patladı.

2010’da KPSS tamamlanmış, adaylar gelecek puanları bekliyordu. Ancak ÖSYM’nin web sitesine giren bir hacker, bütün Türkiye’yi şaşkına çeviren bilgiler verdi.

2009’da KPSS birincisi Eğitim Bilimleri Sınavı’nda 120 net yapamamışken, 2010’da yüzlerce şahıs 120 net ya da 1 ya da 2 yanlışla imtihanı tamamlamıştı. Hacker, Türkiye’ye şunları duyuruyordu:

“Tüm adayların neticeleri önümdeydi. 1200 şahıs 98 üzeri almış. Bunlar önceki sınavda 40 puanı bile aşamamıştı.” 

İddialar yavaş yavaş yayıldı ve büyüdü. 120 sorudan 110 ve üzeri net yapanlardan 20 kişinin aynı evde yaşayan çiftler, kardeşler ve arkadaşlar olduğu ortaya çıktı. 

Eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan

Uzun uzun yıllardan beri ÖSYM’de çalışan ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan’a göre ise problem yoktu. Yarımağan, “Ya hiç bir şey olmamıştır ki bu bence ciddi bir ihtimal ya da bir şey olmuşsa, bir sızma olmuşsa nereden bulunduğunu fakat savcılık bulabilir. Yani bunu adaylarla konuşarak, fakat savcılık bulabilir kanaatindeyiz. 300-500 şahsa sorular servis edilmiş olsa yüzde yüz inanırım bunun kokusu çıkardı” diyerek, topu savcılığa attı. 

Ancak artık macun tüpten çıkmıştı. Önce soruların sınavdan dört gün ilkin e-posta yoluyla dışarıya sızdırıldığı ortaya çıktı. Hemen sonra imtihan komisyonu üyelerinden birisinin KPSS’ye hazırlık kursu veren dershanenin yöneticisi olduğu!

KPSS sorularını gönderen Berat Koşucu (solda)

Çalınan soru var, kabahat var, suçlu var, yaptırım yok!

Soruşturmalar başlatıldı ve henüz 1 ay geçmeden, 4 Eylül 2010’da fail bulundu! 

İzler, soruların elektronik posta yoluyla Isparta Yalvaç’ta çobanlık yapan Baki Saçı’ya gönderildiğini gösteriyordu. Soruları gönderen ise Berat Koşucu isimli kişiydi. O devre 26 yaşlarında olduğu belirtilen Koşucu, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde malumat prosedür sorumlusu olarak çalışıyordu. 

24 yaşındaki Saçı, ifadesinde süreci net biçimde anlattı. Saçı, ifadesinde, KPSS sınavıyla alakalı cemaat odaklı iddialarla alakalı de detaylı bilgiler verdi. Saçı, üniversiteye hazırlanırken gittiği bir dershanede Fethullah Gülen cemaati mensuplarıyla tanıştığını, “Sana imkânlar sunarız” diyen cemaate ait evlerde 4 sene süresince kaldığını ve cemaati bu yolla tanıdığını belirtti. Saçı, şunları anlattı:

 “Yalvaç’ta lise son sınıfa giderken 2004 yılı içerisinde Gölcük Dershanesi’ne üniversiteye hazırlık için gittim. Dershanenin yöneticileri cemaatçi olup, Fethullah Gülen cemaatine bağlıydılar. Zamanla beni de bu cemaate yakınlaştırdılar. Ben bu yolla cemaati tanıdım. Ancak, cemaate yönelik rastgele bir vakaya karışmadım, rastgele bir etkinlikte bulunmadım.  Aynı sene üniversiteyi kazanınca dershanenin müdür ve öğretmenlerinin Bursa’da ‘yerimiz, yurdumuz, evimiz var, senin bu evde kalmanı sağlarız. Ayrıca sana burs da veririz. Sana muhtelif imkânlar sunarız’ demeleri üstüne tavsiyelerine uyup ailemin ekonomik durumunun da iyi olmaması sebebiyle Bursa’da 4 sene süresince Fethullah Gülen cemaatine ait evlerde benim gibi öğrencilerle bir arada kaldık.

“4 sene süresince toplam 4-5 farklı evde farklı şahıslarla kaldım. Bu evlerde abilerimiz vardı. Bu abiler evi yönetiyordu, evin temizliğinden yemeğine kadar onlar yapıyordu. Bazen toplu namazlar kılıyorduk. Bana rastgele bir baskı yapılmadı. Dinsel, siyasi anlamda bir eğitim de almadım. Bursa’da kalmış olduğum süre içerisinde cemaatin üyesiydim. Ancak okul bittikten sonra ilişkimi kestim. Arkadaşım Koşucu’nun bildiğim kadarıyla aynı cemaatle bağlantısı vardır fakat ne derecede bulunduğunu bilemiyorum. Mustafa Süleyman İnanıcı’nın ise rastgele bir cemaatle bağlantısı yoktur. Soruların Koşucu’ya ne şekilde geldiğini bilemiyorum. Bu sorular bir ihtimal cemaat bağlantılı da olabilir. Cemaatten birileri Koşucu’ya göndermiş olabilir. Ancak tam emin değilim.

“2004’te Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü kazandım. Mezun olduktan sonra 2008, 2009 ve 2010 yıllarında KPSS imtihanlarına girdim. 2009’da aldığım puanla sözleşmeli öğretmen olarak atamam yapıldı. Kadrolu atanmam için 2010 KPSS’ye girdim. Yaşanan bu vakalar sonrası iptal edilen imtihan da bu sınavdır. 5 Temmuz 2010’da Sücüllü’deyken Ankara’da oturan dostum Berat Koşucu aradı. ‘Sana bir sürprizim var. Senin işine oldukça yarayacak. Ankara’dan otobüs ile Yalvaç’a göndereceğim. Bu hediyemi al’ dedi. İlkönce kabul etmedim. Koşucu da o aşamada göndereceği hediyenin içeriğini söylemedi.  Ancak, devamlı ‘sana sürprizim var, senin işine oldukça yarayacak’ diyordu. Bu ısrarları üstüne teklifini kabul ettim ve kendisine Yalvaç’ta oturan ve ortak arkadaşımız olan Mustafa Süleyman İnanıcı’ya gönderebileceğini söyledim. Yalvaç Terminali’ne gitme durumum o gün için yoktu. 

“İnanıcı’yı telefonla arayarak, Koşucu’nun otobüs ile terminale paket göndereceğini, bu paketi almasını söyledim. Aradan bigün geçti fakat paket gelmedi. Koşucu, ayın 7’sinde tekrardan telefon açarak, paketi otobüs ile gönderemediğini, e-posta adresimi vermem durumunda bu adrese gönderebileceğini söyledi. Zaten Koşucu e-posta adresimi de biliyordu. 

Tahminime göre aynı gün e-posta adresime e-posta göndermiş. Telefonla da arayarak söyledi. Ben de İnanıcı’yı arayarak e-posta adresimi ve şifremi vererek açıp bakmasını ve daha sonra silmesini söyledim. Daha daha önceden Koşucu bana, ‘gönderdiğim e-mail’i al ve sil’ demişti. Ayrıca geçmiş yıllarda Koşucu’nun bir akrabasına e-posta yoluyla bir yerlerden Yüksek Lisans Sınav Soruları’nın geldiğini bildiğim için bu durumdan da kuşku duyup bir ihtimal başım belaya girer diye bu düşünceyle de İnanıcı’ya ‘baktıktan sonra sil’ dedim.

“Bu görüşmeden bigün sonra Yalvaç’a geldim ve Gökkuşağı web kafeye giderek e-posta adresime girdim ve baktığımda Koşucu’dan rastgele bir e-posta gelmemişti. Sınav soruları gibi bir şey de yoktu. O gün İnanıcı ilçe haricinde olmasından kendisiyle görüşemedim. 9 Temmuz’da kuyumcu dükkânına yanına gittim. Buradaki bilgisayarında bir kısım sorular gördüm. Bunlar benim e-posta adresimde değildi. İnanıcı’nın bilgisayarında kayıtlıydı. Gelişigüzel baktım. Soruları dahi okumadım. 

Ancak, KPSS sınavına yönelik çoğu sorular vardı. İnanıcı bana soruları Koşucu’nun gönderdiğini söyledi. O gün ikimiz de Koşucu ile görüşmedik. Aynı gün benim Bursa Mustafa Kemal Paşa ilçesine atamamın yapıldığını öğrendim. İnanıcı’nın soruları başkalarına gönderip göndermediğini bilemiyorum. Ertesi gün de KPSS sınavına girdim. Daha sonra mevzuyu basından öğrendim. Ben sınavdan 81.704 puan aldım. Eğer sorular bana gelseydi daha yüksek puan alırdım. 

Koşucu ve İnanıcı’yla liseyi birlikte okuduk. Koşucu, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde çalışmaktadır. İnanıcı da Koşucu da birbirlerini tanırlar.”

Saçı, Koşucu ve İnanıcı, sorgulandıktan sonra özgür kaldı. Ancak ifadesi alınanlar bu isimlerle sınırı olan değildi. Tutuklanan Reis lakaplı O.A.U. isimli tedris üyesi, soruları cemaate yakın kişiler vasıtasıyla ele geçirdiğini söyledi. O.A.U., ifadesinde dedi.

ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan için artık yapılacak bir şey yoktu. KPSS skandalının neredeyse tek suçlusu gösteriliyordu ve 22 Eylül 2010’da, 1974’ten bu yana çalmış olduğu kurumdan “Koşullar böyle gerektirdi. Emekli olacağım. Torunum var, onunla ilgileneceğim” laflarıyla çekilme etti.  Bütün bu skandallar sonrası Eğitim Bilimleri Sınavı iptal edilerek tekrardan yapıldı. 

Skandalla alakalı dava, bütün olan bitenden 6 sene sonra açılabildi. İlerleyen kısımda ifade edilecek birden fazla badire atlatılan soruşturmanın davaya dönüşebilmesi için savcıların değişmesi, 17/25 Aralık sürecinin yaşanması gerekmişti. Ve kuşkusuz 15 Temmuz darbe girişiminin baş yapıcılarından firari FETÖ’cü Adil Öksüz’ün yeğeninin bile “Telefonuma ByLock yükledi” diyerek suçlamış olduğu Koşucu, çoktan firar etmişti.

AKP referansı

Skandallar ise bitmiyordu. Aynı günlerde güncellenen sınavdan daha ilkin yüksek puan alan alan birtakım adların AKP’lilerin referansıyla amme kurumlarına başvurdukları ortaya çıktı.

Yenilenen sınava bundan önceki sınavda bütün soruları yanıtlayanların mühim bir kısmı girmemişti. Girmemişti zira alacakları puanlar kabahat itirafı durumunda olacaktı. 

İstifa eden ÖSYM Başkanı Yarımağan: Örgütlü hırsızlık!

Uzun süre suskun kalan Ünal Yarımağan ise fakat 2011’de, sınavdan aylar sonra şunları söyledi:

Sorular sınavdan önce, büyük ihtimalle ses kaydı alınarak ya da uzaktan dinleme yoluyla elde edilen ve 2-3 bin benlik bir gruba sınavdan önce, örnek olarak bir tecrübe etme sınavında ulaştırılmış olabilir. Bu adayların tümü sınavda aynı yanıtları vermemiştir. Ancak sınavdan ilkin soruları çözdükleri için, öbür adaylara göre daha etkin olmuşlardır… Soruları çalan kişiler ÖSYM dışından ustalaşmış kişilerdir. Ancak bu kişilerin ÖSYM içerisinden işbirlikçileri de olabilir. Sınavdan ilkin soruları gören ve rakamları 2-3 bin dolayında olduğu tahmin edilen adayların da ağzı oldukça sıkı kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Sınav yapılalı 9-10 ay geçmesine karşın bu adaylar arasından pişman olan, itirafta ya da ihbarda bulunan çıkmamıştır. Kısaca gerek kopya vakasını organize eden kişilerin, gerekse soruları sınavdan ilkin gören adayların oldukça örgütlü oldukları söylenebilir. Basın tarafınca ‘KPSS Skandalı’ diye adlandırılan olay, kanımca örgütlü bir hırsızlık olayıdır.”

Yarımağan’ın bu laflarına hükümetten reaksiyon geldi. Hükümete göre sınavda olanların sorumlusu Yarımağan’dı.

Dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, cemaatçi olarak malum hâkim ve savcılarla yakın ilişki içerisindeydi

Sumenaltı edilen dosya ve ‘cemaat yorumu’ istemeyen’ savcı

Bütün Türkiye’nin gözü KPSS soruşturmasına çevrildi. Ancak Ankara Adliyesi’ni tanıyanların, soruşturmayı yürütmekle sorumlu savcının adını görür görmez kafalarında soru işaretleri oluştu.

Şadan Sakınan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki en mühim adlardan biriydi. Uzun süredir başsavcı vekili olarak çalışıyordu ve cemaatçi olarak malum hâkim ve savcılarla yakın ilişki içerisindeydi.

Sakınan’la alakalı ilk şüpheyi ortaya atan isim de, ne ilginç ki, gözaltına alınan Baki Saçı’ydı. Saçı, soruların çalınmasıyla ilgisi olmadığını, bunun cemaatin bir organizasyonu olabileceğini söylediğinde, savcıdan, “Yorum yapma, bildiğini anlat” cevabını aldığını açıkladı. Ancak bu açıklamalar netice vermedi.

Sakınan, soruşturmayı genişletti, çoğu ismin ifadesini aldı, fakat sınavlarla alakalı kopya iddiaları birbirini izliyor, KPSS soruşturmasında yol alınamıyordu.

Soruşturma uyutuldu. KPSS sınavındaki usulsüzlükler ortaya çıkartılamadan, farklı sınavlarda da soruların çalışılmış olduğu iddiaları ortaya atılmaya başlandı.

Hemen her sınavdan çalıntı soru iddiaları geliyordu.

İktidarda ve iktidar partisi AKP’de ise bütün bu tarz şeyleri önemsememe, ciddiye almama havası hakimdi. İktidara göre AKP’yi ve muhafazakârları çekemeyen çevrelerin tekrardan bir bardak suda fırtına koparmasından öbür bir vaka yoktu ortada.

Dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik

Erdoğan: KPSS’yi terörize etmeyin, imtihan başarılı

Dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, KPSS soruşturması hakkında sorular üzerine, “Türkiye’de esasen yağmuru da cemaat yağdırıyor, karı da cemaat yağdırıyor. Biliyorsunuz fırtına olunca da cemaat çıkarıyor. Bu bir moda oldu. Birisi bir şey yapmış olacak, bunu ciddiye bile almak olası değil. Geçin bunları” diye cevap veriyordu.

Dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan da KPSS sonrası ortaya çıkan ‘sınav soruları daha önceden dağıtıldı iddiaları’ için, “KPSS’yi terörize etmeyin, imtihan oldukça başarılı, pak ve problemsiz geçti” cevabını verecekti.

Yinelenen sınavda ‘şampiyon’ sayısı 3 bin 229’dan 76’ya düştü!

İptal edilen sınavın yerine Ekim 2010’da yenisi yapıldı. İptal edilen sınavda 100 ve üzeri net yapan 3 bin 229 adaydan 1175’i, 120 net yapan 350 adaydan ise 148’i yinelenen sınava girmedi.

Yeni sınava girenlerin de yalnızca 76’sı 100 ve üzeri net yapabildi. 100’den fazla net yapabilen aday sayısı ise yalnızca 2 oldu… 120 net çıkaran ise olmadı; en yüksek puanı alan aday 111 nette kaldı.

Skandalın savcılık boyutunda yaşananlar, soruları çalan cemaatçi şebekenin iyi mi korunduğunu ortaya koyuyordu. Ancak, iktidar, skandala el atmak için, cemaat savcılarının, rüşvet ve yolsuzluk görüntüleri eşliğinde harekete geçmesini bekleyecekti.

YARIN: 17 / 25 Aralık dönemeci, dershanelerin kapatılması ve savcı savaşları

TÜRKİYE’NİN ‘ÇALINTI SORU’ TARİHİ – BİRİNCİ BÖLÜM:  Cemaate dokunan yanıyordu; rapor yazan güvenlik ekibi dağıtıldı, dava açan savcı kaset komplosuyla tasfiye edildi

 

Bir yanıt yazın

antalya masaj salonu antalya escort alanya escort
antalya masaj salonu kayseri escort kayseri escort alanya escort