Cezaevinden çıkmıştım, kapıda Perinçek’i gördüm: Hasan Yalçın’ın gizemi

Hikmet Çiçek
1986 yılındayız. Cezaevinden yeni çıkmışım. Ailenin geçimini sağlamak için evimin altındaki kahveyi işletiyorum. Bir yaz günü kahvenin kapısında Doğu Perinçek’i gördüm. Yanında rahmetli Mehmet Bedri Gültekin vardı.
“Ağabey güzel geldin” demeden Perinçek derhal söze girdi: “2000’e Doğru”da göreve başlayacaksın” dedi. “Peki” dedim.
Sonradan öğrendim. Partide (o vakit ki ismi Sosyalist Parti) “kanat” vakası patlak vermiş. Partide değişik fikirde “kanatların” olması icap ettiğini korumak için çaba sarfeden liberal bir takım ortaya çıkmış ve partiden ayrılmışlar.
Bir gün sonrasında 2000’e Doğru’ya gittim. Ankara Temsilcisi Hasan Yalçın’la görüştüm. Hasan ağabeyin ismini duymuş ama daha ilkin tanışmamıştım.
“Sen” dedi, “işçi- sendika muhabiri olarak göreve başlayacaksın.”
İşçi ve sendika, ikisi de bana o denli uzak ki!
O dönemde Yol-İş Genel Başkanı (sonradan Türk-İş Genel Başkanı da oldu) Bayram Meral’in danışmanı sevgili Yıldırım Koç’la tanıştım. Bana oldukça büyük katkısı oldu. Gazeteciliğim bu şekilde başladı. Hasan Yalçın çalışmalarımı beğendi. Bir süre sonrasında da beni CHP muhabiri yaptı.
Yalnızca gazeteciliği değil, doğru dürüst Türkçe yazmayı da Hasan Yalçın’dan öğrendim.
1968’in tecrübelerini bir kahramanlık edebiyatından çıkarıp, bu tecrübeden bilimsel, kuramsal sonuçlar çıkaranların başlangıcında Hasan Yalçın gelir. Hasan Yalçın, bir eski kuşak devrimcisi olarak efsaneler üstünde yatmadı, “ben içerdeyken” edebiyatı yapmadı, bireysel kahramanlık masallarına saygınlık etmedi, 68’li olmanın payesini yemeyi düşünmedi, haksız hasılat ardında koşmadı. Genç kuşaklara, yaşamış olduğu tecrübenin kuramsal mirasını bırakmaya çalıştı. “68’in Sırrı” bunun yanı sıra Hasan Yalçın’ın sırrıdır
Aydınlık hareketinin en mühim isimlerinden Hasan Yalçın, 1965 senesinde ilmi sosyalizmi benimsedi. “Sosyal mücadele” pratiğine girişi “Milli Petrol” kampanyasıyla oldu. O dönemde gençliğin en büyük örgütü, genel başkanlığını Alp Kuran’ın yapmış olduğu Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı’ydı. Talebe cemiyetleri, TMGT’nin alt örgütü olan Türkiye Milli Talebe Federasyonu’na bağlıydılar.
Hasan Yalçın, 1966 senesinde okumakta olduğu İTÜ Elektrik Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı, 1967 senesinde ise İTÜ Talebe Birliği Başkanı seçildi. Hasan Yalçın, Talebe Birliği Başkanı seçilirken İTÜ’nün altı cemiyetinden üçü sosyalistlerin, üçü de MHP’lilerin elindeydi. Yalçın başkanlığı devrederken cemiyetlerin tümünde sosyalistler çoğunluktaydı.
ÖZEL OKULLAR YÜRÜYÜŞÜ
Bu dönemde gençliğin en mühim eylemlerinden biri “Özel Okullar Yürüyüşü” oldu. İstanbul’daki talebe örgütleri, derhal hemen yeni açılmakta olan hususi okulları protesto etmek ve kamuoyunu bu hususta aydınlatmak için İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş düzenlediler.
7 Kasım 1967 günü yürüyüş başladı. 441 kilometrelik yürüyüş süresince tüm il ve ilçelerde mitingler düzenlendi, köylerde konuşmalar yapıldı. Yürüyüşçüleri yol süresince karşılayanlar içinde CHP ve TİP örgütleri de bulunuyordu.
Özel Okullar Yürüyüşü Hasan Yalçın’ın önderliğinde gerçekleşti. Hasan Yalçın yürüyüşten sonrasında İTÜ talebesi gençleri “Teknik Üniversite Eylem Birliği”nde örgütledi. İTÜ’ye bağlı altı fakültede 20’şer gençten kurulan fiil birlikleri, İTÜ gençliğinin mücadelesinde bir devre çekirdek görevi oynadı ve bu 120 genç 1968 İTÜ eylemlerinin “vurucu gücünü” oluşturdu.
Teorinin annesi pratiktir. Hasan Yalçın 68 ve 71 pratiklerini, kabir başı konuşmalarının duygusallığından arındırmasını bildi ve yaşamış olduğu pratiği kuramsal düzeye çıkardı. 1968’in tecrübelerini bir kahramanlık edebiyatından çıkarıp, bu tecrübeden bilimsel, kuramsal sonuçlar çıkaranların başlangıcında Hasan Yalçın gelir.
Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek anlatıyor:
“Müthiş bir Balzac okuyucusuydu. Müthiş bir Kafka okuyucusuydu, Kafka’ya büyük hayranlığı vardı. Kafka’dan oldukça etkilendi. Dünyanın en büyük romancısı şeklinde de Balzac’ı görürdü. Fransız toplumunun büyüme sürecini romana sonsuz olarak en ustaca yansıtan isim olarak görürdü Balzac’ı.
“Çok yönlü zeki bir erkek olduğu için, daha Hadim’deyken gidiyor okulun kitaplığına orada Gogol, Dostoyevski’yi buluyor, okuyor, bir edebiyat zevki alıyor. Edebiyattan büyük saadet duyan benim tanıdığım azca sayıda insandan biri. Hepimiz edebiyattan zevk alırız ama bunu bu şekilde büyük bir coşkunlukla yaşardı. Şiirden oldukça romana düşkündü ve Türk romanını da iyi biliyordu.”
Bu kitabı yazarken, Hasan Yalçın’ın Kafka’ya olan hayranlığını öğrenince, daha ilkin hiç bir kitabını okumadığım Kafka’nın “Milena’ya Mektuplar”, “Dava”, “Dönüşüm” “Şato”, “Baba’ya Mektup” gibi mühim kitaplarını okudum.
Hasan Yalçın beni bağışlasın!
Karamsarlık, çaresizlik, yalnızlık, korku, güvensizlik içeren bu kitaplardan pek keyif aldığımı söyleyemem.
İyi ki doğdun Hasan Yalçın, seni saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyoruz.
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.