Antik Romalıların Sağlığı Ele Alış Biçimi Sizi Çok Şaşırtacak

Antik Romalılar muhtelif tedavi yöntemlerini kullanarak sıhhat sorunlarıyla savaşım ettiler. Roma tıbbı hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı etkileyen hastalıkların tedavisine odaklandı ve bu programlar zamanın kültürel, dini ve ilmi inançlarına dayanıyordu.

Kaynak: https://www.history.com/news/ancient-…

Antik Romalılar doğanın hazinelerinden yararlanarak erişilen alternatif tıpa olabildiğince yoğunlaşmışlardı.

Ancak bunu yaparken birtakım durumlarda akla hayale gelmeyecek yöntemler de kullandılar.

1. Öldürülen gladyatörlerin kanı ve karaciğerinin epilepsiyi tedavi ettiğine inanılıyordu.

Epilepsinin nedenini ilmi olarak anlayamayan Romalı doktorlar bu gizemli rahatsızlıktan yakınma edenlere öldürülen bir gladyatörden alınan ılık kanı içmelerini öneri ettiler. Doktorlar ilaveten bir gladyatörün karaciğerinin tedavi olarak tüketilmesi fikirini savunuyordu.

2. Antik Roma’nın en önde gelen hekimi ölümünden sonraki 1.300 sene süresince tıp pratiğini etkiledi.

Yunanistan’da doğup büyüyen hekim Galen Mısır’ın İskenderiye kentinde anatomi ve fiziksel kuram okudu. Daha sonra MS 162’de Roma’ya yerleşmeden ilkin memleketindeki yaralı gladyatörleri tedavi ederek tıbbi becerilerini geliştirdi. Katarakt ameliyatlarının yanı sıra egzersizi, dengeli beslenmeyi, hijyeni ve banyo yapmayı savundu ve vücudu kalbin değil beynin denetim ettiğini teorileştirdi. Larinksin sesi ürettiğini ve venöz ve arteriyel kan arasındaki farkı belirlediğini yayınlayan ilk doktordu. Bazıları 1500’lere kadar standart referanslar olarak kalan yüzlerce tıbbi araştırma yazdı.

3. Sağlığın anahtarının ’mizahı’ dengede tutmak olduğu düşünülüyordu.

Romalı doktorlar, bir takım rahatsızlığı bedenin mizahındaki dengesizliğe bağladılar. Antik Yunanistan’da tasarlanan teoriye göre bir kişinin sağlığının ve duygularının kan, balgam, sarı safra ve kara safra olmak suretiyle dört iç madde tarafınca yönetildiğini atfediyorlardı. Bu ‘mizahlar’ ise sıcak, soğuk, kaygan ve kuru adlı dört temel niteliğe bağlıydı. Örneğin Galen, fazla oranda siyah safranın kanserli tümörlere niçin olduğuna inanıyordu.

4. İnsan anatomisini araştırma imkanları sınırlıydı.

Antik Roma’da insan cesetlerinin incelenmesi dini, ahlaki ve halk sağlığı endişeleri sebebiyle yasaklanmıştı. Galen gibi doktorlar bunun yerine hayvanların, bilhassa domuzların ve primatların diseksiyonuna ve canlılığına güveniyorlardı zira anatomik yapıları insanlarınkine benziyordu.

5. Doktorlar rüyaları rahatsızlıkları belirleme etmek için kullanıyordu.

Birçok antik Romalı hekim teşhis koyarken ve tedavileri belirlerken rüyalardan yardım aldı zira vücuttaki hümoral dengesizlikler ile ilgili ruhtan sinyaller alınabileceğine inandılar. Galen, ”Hasta rüyalarda ne görür ve ne yaparsa yapsın, genelde bizlere mizahın eksikliğini, fazlalığını ve standardını gösterir’ diye not düşmüştü. Örneğin, kar ya da buz içeren rüyaların fazla balgamı gösterdiğine inanılırken, ateşe haiz olanların yüksek safra seviyelerine işaret etmiş olduğu düşünülüyordu.

6. Tıbbi Ordu birlikleri, Romalı askerlerin Roma vatandaşlarından daha uzun yaşamalarını sağladı.

Kamp doktorları, seyahatleri süresince yeni fikirleri özümseyerek ve sahra hastanelerinde yaralı askerlere ameliyatlar yaparken insan anatomisini inceleyerek Roma imparatorluğun tıbbi öncüleri oldular. Kısmen antik Roma’nın tıbbi birliklerinin yenilikleri sayesinde, takribi bir askerin hayat beklentisi takribi vatandaşınkinden beş sene daha uzundu.

7. Kadınlar tıp alanında çalışabiliyordu.

Bilim insanları tıbbi incelemelere, yasal metinlere ve kabir yazıtlarına dayanarak kadınların antik Roma’da tıp uyguladıkları kararına varmışlardı. Kadın doktorlar yaygın olmasa da doğuma destek olmak ve doğurganlık ilaçlarını uygulamak için doktorların rehberliğinde çalışan ebe hanımlar daha yaygınlardı.

8. Lahana olağanüstü bir deva olarak kabul edildi.

Birçok Romalı hekim rejimi sağlıkla ilişkilendirdi ve lahanayı muhtelif rahatsızlıkları önleyebilecek ve tedavi edebilecek bir “süper gıda” olarak lanse etti. Romalı tarihçi Yaşlı Cato lahananın faydaları üstüne aşağı yukarı 2.000 kelimelik bir araştırma yazdı. Cato’ya göre bu sebze baş ağrılarını, görme bozukluğunu ve hazım problemlerini iyileştirirken, ezilmiş lahana uygulaması ağrısız bir halde yaraları ve çıkıkları iyileştiriyordu.

9. Deniz suyu şifa olarak kabul edildi.

Roma döneminde deniz suyunun tedavi edici özelliklerine inanılırdı. Talassoterapi ismi verilen bu method deniz suyu ve deniz ürünlerinin kullanıldığı bir tedavi yöntemiydi. Bu tedavi tekniği bilhassa cilt rahatsızlıkları ve romatizma gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldı.

10. Antik Roma’da meryem sütü ismi verilen bir bitki, hazım problemleri ve karaciğer rahatsızlıkları gibi muhtelif sıhhat sorunlarının tedavisinde kullanılırdı.

Bu nebat süt aynısı bir sıvı salgılardı ve antik tıp uygulamalarında mühim bir yere sahipti.

11. Günümüzde hala yaygın olan termal havuzlar bir tedavi yöntemiydi.

Antik Roma’da sıcak su banyoları sıhhat ve gevşeme için mühim bir rol oynuyordu. Özellikle termal kaynaklardan gelen sıcak suyun kullanıldığı banyolar insanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak rahatlatmaya destek olurdu.

12. Kan dondurma gibi enteresan bir ‘tedavi yöntemine’ başvuruldu.

Roma döneminde birtakım sıhhat sorunlarının tedavisi için kan dondurma tekniği kullanıldı. Bu teknikte hastanın bedenindeki kan, buz ya da soğuk nesnelerle dondurularak hastalığın yayılması engellenmeye çalışılırdı.

13. Şarap, antik Roma’da hem keyif amaçlı hem de birtakım sıhhat sorunlarının tedavisinde kullanıldı.

Şarap terapisi şarabın içilmesi ya da cilde uygulanması yoluyla gerçekleştirilirdi zira şarabın kan dolaşımını hızlandırıcı tesiri olduğuna inanılırdı.

14. Roma döneminde kaplumbağa kabuğunun birtakım tedavilerde kullanılması yaygındı.

Kabuğun öğütülüp toz haline getirilmesi ve muhtelif karışımlarla beraber kullanılmasının deri hastalıklarını tedavi ettiğine inanıyorlardı. Ayrıca, kaplumbağa kabuğunun kırılarak cilde masaj yapılmasıyla ağrıları hafifletmek amaçlanırdı.

15. Antik Roma’da hipnoterapi aynısı bir tedavi tekniği kullanılırdı.

Uygulama, haşhaş tohumu gibi hipnoz edici bitkilerin kullanılmasıyla gerçekleştirilirdi. Hipnoterapi muhtelif psikolojik hastalıkların tedavisinde, bilhassa anksiyete, uyku problemleri ve birtakım psikolojik travmaların üstesinden gelmede kullanılırdı.

Bir yanıt yazın