10 kişiden 6’sına göre şiddet her alanda var

Dünyanın en yoğun gündemine haiz ülkelerinden biri olduğumuzu düşünüyorum. Daha 1 ay ilkin ülkenin en mühim sorunu?ekonomi idi. Ardından yürekleri yakan, ocakları söndüren zelzele faciası ile alt üst olduk.

Depremin yasını tutmaya, milyonlarca yurttaşımızın yaralarını sarmaya çalışırken gerçekleşen siyasal çalkantı gündemin ilk sırasına oturdu. Tüm bu baş döndürücü tempo içerisinde kadim problemler fonda kaldılar. Kadın hakları problemi bunlardan kim bilir en önde geleni. Dünya Kadınlar Günü, 167 sene ilkin 8 Mart 1857’de New York’ta hanım dokuma işçilerinin daha iyi çabalama koşulları ve eşit işe eşit ücret talepleriyle başlattıkları grev esnasında çıkan yangında 129 işçinin yaşamını kaybetmesi ile başlamış bir savaşım günü, bu nedenden dolayı Emekçi Kadınlar Günü şeklinde de kutlanmasını atlanmaması ihtiyaç duyulan oldukça mühim bir ayrıntı görüyorum.

Ülkemize dönerek baktığımızda talep eder istemez daha temel bir noktadan başlıyoruz, kadın-erkek eşitliğinden… Her on kişiden altısı ülkemizde hanım ve erkeklere eşit davranılmadığı düşüncesinde. Bu kadar fena bir resimde tek iyi nokta böyle düşünenlerin oranında geçen yıla kıyasla %5 oranında gerileme olması. Kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik kafi yasal düzenlemelerin bulunduğunu söyleyenler ile olmadığını söyleyenler yakın oranlarda. Ancak uygulamada tablo olumsuz, hanımlara aile içerisinde ya da iş yerinde eşit davranıldığını düşünenler azınlıkta, fakat on kişiden üçü bu yolla düşünüyor

Kadının yüz yüze kalmış olduğu en mühim sorunlardan bir tanesi de uğradıkları şiddet. Her on kişiden altısı kadınların yaşamın her alanında adam şiddetine maruz kaldığını düşünüyor, hanımlar arasında bu nispet daha yüksek, her üç hanımdan ikisi bu düşünceye katılıyor. Kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığını düşünenlerin payı %68, her dört hanımdan üçü bu yolla düşünüyor, katılması ihtiyaç duyulan mühim bir mesaj daha. Şiddet varken ve cezasız kalıyorken kadınların güvende hissetmemeleri de oldukça normal, on hanımdan yedisi dışarıda yalnızken ya da yanlarında diğer hanımlar varken güvende hissetmiyor.

Toplumda ekseriyetle kadınların eğitimde, karar almada dezavantajlı oldukları kanaati hâkim. Peki kadınların iş yaşamına katılımında biz cemiyet olarak hangi noktadayız? 10 Şubat 2023’te gösterilen son işgücü istatistiklerine baktığımızda kadınların işgücüne katılım oranının %36,6 bulunduğunu görüyoruz. Yani her üç hanımdan ikisi işgücüne dahil değil, işi olmayan olabilmek için bile ilk ilkin işgücüne dahil olmak gerekiyor, o üç hanımdan ikisi işi olmayan bile değil. İşgücüne dahil olabilen azınlık için de vaziyet oldukça kötü, erkeklerde işsizlik payı %8,2 iken hanımlarda %14,4. Kadınlarda işsizlik payı adamların 1.8 katı daha yüksek.

Genç kadınların hali daha vahim, 18-25 yaş grubundaki her dört hanım çalışandan biri işsiz. Daha işin başında problemli bir noktada olduğumuzu düşünüyorum, her on kişiden altısına göre hanım ailesinden ya da eşinden izin almadan çabalama hayatına katılamıyor. Araştırmamıza katılanların çoğunluğu, engelleri aşıp da işgücüne dahil olabilen kadınların işyerlerinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını, aynı iş için erkeklerden düşük ücretler ile çalıştıklarını belirtiyor. Kadın hakları problemi Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken birçok gelişmenin önünde duvar gibi duran bir engel. Toplumun yarısını oluşturan bir kitlenin eşitlikten uzak olduğu, üretimin içerisinde olamadığı bu tabloda hep konuştuğumuz “çağdaş uygarlıklar” seviyesine ulaşmamız yalnızca bir hayal.

İvan Gonçarov’un Oblomov romanındaki meşhur cümle geldi aklıma “Batıda, hayaller gerçekleştirmek için kurulur, doğuda ise gerçeklerden kaçmak için.”

Kadın-erkek eşitliğine ulaşmak kuşkusuz bir hayal olmamalı, fakat gerçekleştirmek için de gerçeği görüp üstüne gitmeye ihtiyacımız var.

Bir yanıt yazın