Osmanlı Nasıl Hasta Adam Haline Geldi?

1299 senesinde bir beylik olarak kurulan, sonra bir devlete, en sonunda da bir imparatorluğa dönüşen Osmanlı; yüzlerce sene süresince dünyanın dört bir yanısıra yargı sürmüştür. Maalesef başarısız devlet adamları tarafınca meydana getirilen yanlış hamleler sebebiyle koca Osmanlı İmparatorluğu büyük güç yitirmiş ve 19. yüzyıla geldiğimizde Avrupa’nın gözünde hasta erkek haline gelmiştir.

Hasta erkek kavramı ilk kez Osmanlı için kullanılmış olsa da vakit içinde siyasal literatürde yerini almıştır. Daha sonraları Avrupa’nın hasta adamı şeklinde kullanılan bu terim, iyileşmesi için savaşım edilmesi gerekilen ülkeleri anlatır fakat Osmanlı için kullanıldığı dönemde öldürülüp acısının dindirilmesi ihtiyaç duyulan bir hasta olarak tasvir edilmiştir. Gelin Osmanlı’nın hasta erkek haline geldiği son yıllara yakından bakalım.

Aslında her şey 18. yüzyılın sonlarında başladı:

1787 – 1792 yılları aralığında meydana getirilen Osmanlı – Rus savaşı sonrası imzalanan Yaş Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma dönemine girmiş olduğu tarih olarak kabul edilir. Aslında 19. yüzyıl süresince Osmanlı bir taraftan balans politikaları izleyerek hayatta kalmaya çalışmış, bir taraftan da yenilikler yaparak değişen dünya düzenine ayak uydurma mücadelesi vermiştir.

19. yüzyıl süresince Ruslar başımızın belası oldular:

II. Mahmud ile başlayan 19. yüzyıl süresince bilhassa askeri alanda birçok yeni ıslahat yapıldı. Çünkü aleni bir halde görülüyordu ki bizim Allah Allah nidalarıyla küffarın üzerine yürüyen yeniçerilerimiz artık istenilen başarıları kazanamıyorlardı. Bu dönemde en büyük mücadelemizi Ruslara karşı verdik.

1806 senesinde başlayan Osmanlı – Rus Savaşı 1812 yılına kadar sürdü. Eflak ve Boğdan merkezli olarak devam eden savaş Fransız baskısı sebebiyle sonlandırıldı ve Bükreş Antlaşması imzalandı. 1828 – 1829 yılları aralığında gene Ruslarla yaşanmış olan savaş sonunda imzalanan Edirne Antlaşması ile beraber Yunanistan bağımsız olmuştur. 

I. Abdülmecit dönemine geldiğimizde Osmanlı artık ‘hasta adam’ olmuştu:

1839 senesinde tahta çıkan I. Abdülmecit yaşanmış olan her şeyin farkındaydı ve bu değişiklik sürecini hızlandırmazsa olacakları biliyordu. Bu nedenle 3 Kasım 1839 tarihinde Tanzimat Fermanı duyuru edildi. Yetmedi 1840 ve 1841 yıllarında Londra Konferansları düzenlendi. Fakat Avrupa, bilhassa de Ruslar bizlere kafayı takmıştı. 

Dönemin Rus Çarlığı imparatoru I. Nikolay, 1853 yılının 9 Ocak günü St. Petersburg’da bulunan kışlık sarayında bir balo düzenledi. Gecenin ilerleyen saatlerinde İngiltere’nin Rusya elçisi George Hamilton Seymour’a kurduğu cümlelerle Osmanlı hakkındaki düşüncelerini aleni bir halde dile getirdi;

“Kollarımız içinde hasta bir erkek var. Çok hasta. Size alenen söylemeliyim ki ihtiyaç duyulan bütün tedbirleri almadan ilkin onu günün birinde kaybetmemiz büyük yıkım olacaktır. Osmanlı Devleti aniden ölebilir. Bu takdirde üzerimizde kalacaktır, ölüleri diriltemeyiz. Osmanlı Devleti ölünce tekrar dirilmemek suretiyle ölecektir. İşte bunun içindir ki size soruyorum: Böyle bir vaka karşısında karışıklık, anarşi ve hatta bir Avrupa harbiyle karşılaşmaktansa daha önceden tedbirler almak daha zekice bir hareket olmaz mı?”

Bu fikri sesli bir halde söyleyen ilk şahıs I. Nikolay olsa dahi aslında Avrupa uzun zamandır bu şekilde düşünüyordu. Fakat sorun, bu hasta insanın cesedini iyi mi parçalayacaklarıydı. Bu nedenle İngiliz elçisi bütün soğukluyla bu fikre yanaşmadı. Tabii bunun sebebi Osmanlı’ya dost olması değil, Türk toprağının tamamını kendine istiyor olmasıydı. 

Kırım Savaşı sonun başlangıcı oldu:

Osmanlı ile Rus Çarlığı içinde 1853 – 1856 yılları aralığında meydana getirilen Kırım Savaşı aslında Osmanlı’nın bozgun döneminin geldiğini aleni bir halde ortaya koydu. Ruslar sıcak denizlere inmek istiyor, Ortodoks Kilisesi üstünde denetim yetkisi istiyor ve en önemlisi esasen yeteri kadar karışmış olan Avrupa’nın bu durumundan istifade etmek istiyordu.

İlk darbeyi Sinop’ta donanmamızın yakılması ile aldık. İngiltere ve Fransa yanımızda görününce Sivastopol Kalesi geri alındı ve Ruslara karşı büyük başarı kazanıldı. Ancak savaş süresince yanımızda olan batılı devletler bunu karşılıksız yapmamıştı. Savaş sonunda imzalanan Paris Antlaşması ile Avrupalı devletler Osmanlı’nın iç işlerine karışmaya başladı. 

Osmanlı artık Avrupa ne derse yapar hale gelmişti:

1856 senesinde imzalanan Paris Antlaşması sonrası Osmanlı’da Islahat Fermanı duyuru edildi. Osmanlı tarafınca duyuru edilmiş olsa da aslında Fransa’nın ısrarı yüzünden bu şekilde bir karar almak zorunda kalmıştık ve ferman hükümleri Avusturya, İngiltere ve Fransa tarafınca belirlenmişti. Islahat Fermanı ile beraber ülkedeki azınlıklara ve yabancılara o güne kadar görülmemiş haklar veriliyordu. 

II. Abdülhamid döneminde 93 Harbi olarak malum 1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı ile beraber artık Rusya’nın sıcak denizlere inebileceği bir koridor açılmıştı. 20. yüzyıla girdiğimizde ise artık Osmanlı bütün ipleri koparmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nda da yenildikten sonra hasta erkek artık paylaşılmaya hazır bir pasta haline gelmişti. Neyse ki Mustafa Kemal Paşa ve Türk milleti bu pastayı hiç kimseye yedirmemeye kararlıydı. Sonrası tarih. 

İlk kez Osmanlı için kullanılan hasta erkek terimi, Avrupa’nın siyasal literatürüne girdi:

İlk kez 1853 senesinde I. Nikolay’ın Osmanlı için kullandığı hasta erkek kavramında Avrupa alfı geçmiyordu. The New York Times gazetesinin 12 Mayıs 1860 tarihindeki sayısında Osmanlı için Sick man of Europe yani Avrupa’nın hasta adamı ifadesi kullanılmıştır. Birinci Dünya Savaşı süresince da Osmanlı için bu terim küçümseme amacıyla kullanılmıştır. 

Türkiye Cumhuriyeti kurulup da batıya bir Osmanlı tokadı nakşedince Avrupa çuvaldızı kendine batırmaya başladı. 1970’li yıllarda Birleşik Krallık, 1990’lı yıllarda Almanya Avrupa’nın hasta adamı diye anıldı. 

The Economist dergisi 2005 yılının Mayıs sayısında İtalya için Avrupa’nın reel hasta adamı, Morgan Stanley Bankası 2007 senesinde Fransa için Avrupa’nın yeni hasta adamı, The Economist dergisi 2007 yılının Nisan sayısında Portekiz için Avrupa’nın yeni hasta adamı, The Daily Telegraph gazetesi 2008 senesinde İtalya için benzer ifadeleri kullandılar. Son olarak 2020 yılının 17 Nisan sayısında Daily Mail gazetesi, COVID-19 pandemisinden maksimum etkilenen ülke olduğundan İngiltere’yi Avrupa’nın hasta adamı manşetiyle duyurmuştu.

Eski enerjisini yitirmiş olduğundan Avrupa tarafınca hasta erkek olarak anılan Osmanlı’nın son yıllarından bahsettik ve hasta erkek kavramının sonraki yıllarda iyi mi kullanıldığını anlattık. Sonraki yıllarda söylenen lafları görür görmez insan düşünmeden edemiyor, nereden nereye be Avrupa. 

Bir yanıt yazın