Tarih 4 Ekim 2023…Yer Ankara… Bir fotoğrafın şifreleri

BU FOTOĞRAFIN ÇEKİLDİĞİ 4 KASIM ÇARŞAMBA GÜNÜ ANKARA’DA TUHAF BİR ŞEYLER OLDU

Bu resim 4 Kasım Çarşamba günü çekildi.

Önce bu fotoğrafa iyi bakın…

Sonra o gün olup bitenlere beraber bakalım.

Artık Ankara’da “Derin kaynakları” olan bir gazeteci değilim.

Hatta asla bir kaynağım, konuştuğum asla bir bürokrat yok…

O koltuktan kalktıktan sonra şunu öğrendim.

Ankara’da derin istihbarat kaynaklarınız olmayınca, sizi manipüle edecek kaynaklarınız da olmuyor.

O durumda açık, her insanın önündeki kaynakları oldukça daha hoş görüyorsunuz.

BİR ÖĞLEDEN SONRA NTV EKRAN ALTI YAZILARINDA OKUDUKLARIM

Benim kaynağım NTV Televizyonuydu…

Gökova’da bir teknedeydim ve aleni televizyonda NTV kanalı vardı.

Bu yazdıklarım işte o kanalı seyrettiğim 2 saat oyunca çıkardığımı derin istihbarat.

Ona dayanarak diyorum k;

4 Ekim Çarşamba günü Ankara’da oldukça garip bir şeyler oldu.

Evet bu tarz şeyleri NTV televizyonu haberlerinin 2 saat süresince monitör altı yazılarından çıkardım.

Ama onun birazcık öncesi var…

O da bir günün ilkin bir WhatsApp grubundaki arkadaşımdan geldi.

BİR ARKADAŞ WHATSAPP GRUBUNDAN GELEN İLK BİLGİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan soğuk algınlığı yüzünden İspanya’da yapılacak Avrupa Birliği Siyasi Toplantısı gezisini ve Türkiye programlarını iptal etmişti.

Tuhaf bir haberdi ve ilkin pek olasılık vermedim.

Ancak birazcık sonra diğer kanallardan da geldi.

İptal sebebi ise “Soğuk algınlığı” olarak anlatım ediliyordu.

Soğuk algınlığı…

Böylesine mühim bir gezinin iptali için oldukça önemsiz gibi gözüken bir gerekçe…

Gerekçe bile değildi ve besbelli ki bir bahaneydi…

Nitekim bigün sonra Cumhurbaşkanının AKP içerisindeki kurultay çalışmalarına başladığı haberi geldi.

GEÇİCİ SOĞUK ALGINLIĞI İKİ SAATTE GEÇİYOR

Öyleyse neydi bu soğuk algınlığı meselesi…

Biraz sonra anlaşıldı ki İspanya’da yapılacak Karabağ toplantısı ile ilgiliydi.

Azerbaycan, Erdoğan katılmayacağım için kendisinin de katılmayacağını açıklamıştı.

Belli ki Türkiye’nin bu toplantının gündemiyle alakalı itirazıyla alakalı meydana getirilen görüşmeler devam ediyordu ve Soğuk algınlığı, vakit kazanmak için bulunmuş bir bahaneydi.

Toplantı ertelenince, bahaneye de gerek kalmamış ve Cumhurbaşkanı Ankara’daki çalışmasına dönmüştü.

EKRAN ALTI YAZIDA İLK “MİT” KELİMESİ

Tuhaf şeyler işte bunun ertesi gününde NTV televizyonunun monitör altı yazılarında başladı.

İlk altı metnin başlığında büyük harflerle yazılmış “MİT” kelimesi vardı.

MİT, Ankara’daki terör eylemini gerçekleştiren kişinin kimliğinin belirlendiği açıklıyordu.

Arkasından bir MİT haberi daha geldi.

İstanbul Pera’da patlamayı planlayan kişinin Suriye’de “Etkisiz hale getirildiği, yani öldürülmüş olduğu açıklanıyordu.

Oysa bu tür açıklamaları geçmişte bizzat İçişleri Bakanının ağzından dinlerdik.

ASIL TUHAF GELİŞME MİT ADINA YAPILAN UYARI

Asıl etkileyici alt makale gene MİT başlığı altında veriliyordu:

“Suriye ve Irak’ta terör örgütüne ait tesisler artık meşru hedeftir” deniyor ve alakalı olmayanların bu hedeflerden uzak durması uyarısı yapılıyordu.

İçimden “Hoppaala” dedim.

Bunca yıldık gazetecilik yapıyorum ve bu işte bir tuhaflık vardı.

Hatta bir değil iki tuhaflık.

Birincisi MİT adına, diğer bir ülkeye ilk defa bu şekilde bir uyarı yapıldığına şahit oluyordum.

İkincisi ise “Meşru hedef” kavramı…

Meşru takip hakkı falan biliyorduk fakat “Meşru hedef” yeni bir kavramdı.

O AN DİYORUM Kİ ANKARA’DA TUHAF BİR ŞEYLER OLUYOR

Bu alt makalelerden anlaşılıyordu ki, Ankara’daki canlı bomba girişimi yeni bir politikanın oluşumuna zemin hazırlıyordu.

Uyarının adresi de belliydi…

“Orada bulunan müttefikler…”

Yani ABD Birleşik Devletleri…

Belli olmayan ise bu mesajı taşıyan “Postacı’ydı…”

Türkiye ilk defa müttefiki Amerika’yı direkt olarak hedef alıyor ve “Oradan çekilmezsen seni de vururum” diyordu.

BÖYLE BİR UYARI MİT TARAFINDAN YAPILIR MI

Ama bu şekilde bir uyarı “MİT’in” ağzından yapılır mıydı?

Dedim ya bu işte bir tuhaflık vardı.

Acaba “Kurumlar arasında gizli saklı bir yetki çekişmesi mi?”

Yoksa NTV’de alt yazılar mı karışmıştı?

SONRA DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN’IN ADINI GÖRÜYORUZ

Ancak birazcık geçersiz oldukça mühim ikinci adım geldi.

Alt yazılarda ani bir değişim oldu ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ismini görmeye başladık.

Hakan Fidan kendi ağzından ve görüntülü olarak birazcık ilkin MİT kaynaklı olarak okuduğumuz uyarıyı tekrarlıyordu.

“Suriye ve Irak’ta terör örgütüne ait tesisler artık meşru hedeftir…”

Hakan Fidan’ı Dışişleri Bakanlığına oturmuş olduğu ilk defa bu kadar net ve sert bir anlatım ile konuşurken görüyorduk.

SOYLU’NUN “PİS ELLERİNİ ÇEK” UYARISINDAN ÇOK FARKLI BİR ÜSLUP

Tabi bu izahat insana İçişlere Bakanı Süleyman Soylu’nun, seçim öncesi 3 Şubat 2023 günü yapmış olduğu uyarıyı hatırlattı:

“Pis ellerinizi, o maskeli sırıtan yüzlerinizi Türkiye üstünden çekin” demişti.

Üstelik bu lafları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Biden’la görüşmeye hazırlandığı günlerde söylemişti.

Tabi ki bu müzakere üstünde negatif bir tesiri olmuştu.

HAKAN FİDANIN UYARISINDAKİ ÇOK ÖNEMLİ FARKLAR

Hakan Fidan’ın uyarısı sertti fakat kontrolsüz, diplomatik sınırları aşan, bir izahat değildi.

Adres belliydi fakat bakan bir devlet ismini vermiyordu.

Açıklamada aşağılayıcı, hakeratamız asla bir anlatım yoktu.

Ama ön önemlisi bunu söylen bakanın artık öğrendiğimiz özellikleriydi…

Hakan Fidan, öyle Batı’ya dizgesel kini olan bir bakan değildi. Hatta geçmişte Savunma Bakanı Hulusi Akar’la beraber “Batı’yla ilişkileri koparmadan sürdürmeye çalışan” bir Ankara çevresinin temsilcileri olarak görünüyordu.

Bakanlık koltuğuna oturmuş olduğu günden bu yana bu çizgisini de özenle sürdürüyordu.

En büyük özelliği ise “İş yapan fakat fazla konuşmayan” bir bakan oluşuydu.

Siyasi son lafı hep “Cumhurbaşkanına bırakan, ondan rol kapmaya çalışmayan ” bir anlayıştı bu.

Şimdi “Meşru Hedef” gibi yeni bir kavramın onun ağzından söyleniş edilmesi söylenen sözün ciddiyetini de iyice belli ediyordu.

PEKİ AMA MİT AÇIKLAMASI ALTYAZIDA NEDEN FİDAN’A GEÇTİ

Benim çözemediğim şey ise şu.

MİT açıklamaları ile aynı sözlerin Dışişleri Bakanının ağzından oldukça daha ağırlıklı hale dönüşmesi arasında neler oldu?

Çünkü Hakan Fidan’ın bu laflarından derhal sonra Ankara’daki üçüncü garip büyüme daha oldu.

Önce “Milli Savunma Bakanlığı’nın biç açıklamasından, bir emniyet toplantısı yapılacağını öğrendik.

BUGÜNE KADAR BİLMEDİĞİMİZ BİR “GÜVENLİK KURULU” TOPLANTISI

Milli Savunma Bakanlığından meydana getirilen biç izahat ile Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılacağı haberi geldi.

Sonra bu toplantıya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’ın da katılacağı açıklandı.

Bugüne kadar bildiğimiz ve kurumsal olarak bir belgede ismi geçen bir toplantı değildi.

Ne oluyordu?

Baştaki soruya dönüyorum…

NTV’nin alt yazılarında gördüğümüz aynı açıklamanın ilkin MİT ve sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ağzından verilmesi neyi anlatım ediyordu?

Kurumlar arasında bir yetki kargaşası ve çatışmasını mı…

Bunun yanıtını da birazcık ilkin anlattığım ve daha ilkin kurumsal olarak görmediğimiz “Güvenlik Toplantısından medyaya dağıtılan resmi fotoğraftan aldık.

FOTOĞRAFIN ANLAMI: TOPLANTININ MERKEZİNDE HARİTANIN ALTINDA İKİ KİŞİ

Dağıtılan fotoğrafa baktığımızda gördüğümüz tablo şuydu:

Toplantının merkezinde iki şahıs yan yan oturuyordu.

Toplantının merkezi bulunduğunu nereden anlıyoruz?

Bu oldukça belirgin. Bir kere göz baktığında ilk onları görüyor.

Yanlarında bir Türk bayrağı var.

Arkalarında Türkiye’nin tam merkezinde bulunmuş olduğu bir Balkanlar-Anadolu-Kafkasya- Orta Doğu haritası.

İşte bu tam merkezdeki dekordun önünde yanyana iki şahıs oturuyor:

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Müsteşarı İbrahim Kalın…

Bu da bugüne dek şahit olmadığımız bir oturuş biçimiydi…

Peki bu bir Vanity Faire fotoğrafı gibi özenle yerleştirilmiş oturuş düzenindeki fotoğrafın anlamı neydi?

BU FOTOĞRAFA BAKARKEN GALATA YÜRÜYÜŞÜÜ AKLIMA GELDİ

Tabi ki bir gazetecinin ilk aklına gelen seçimden derhal sonra Galata Port’ta çekilen bir diğer resim gelir.

Güneş battıktan sonra Dışişleri Bakanı Fidan ile MİT Başkanı Kalın yan yana yürüyordu.

Bugün kadar Ankara “Nomenklatura” fotoğraflarında asla görmediğimiz bir tablo..

Önceki gün dağıtılan fotoğrafta da bir Dışişleri Bakanı ile MİT Müsteşarını gene aynı yakınlıkta görüyorduk.

Verilmek istenen apaçık bir mesaj vardı.

ALTYAZILARDA GÖRDÜĞÜMÜZ BİR ÇATIŞMA DEĞİL İŞBÖLÜMÜYDÜ

NTV altyazılarında gördüğümüz MİT açıklamaları ile sonradan gelen Dışişleri Bakanının açıklamaları, büyük bir ihtimalle birbirinin devamı olan gelişmelerin yansımasıydı.

İki kurum arasında çatışma değil tam aksine sağlam bir “İşbölümü” vardı.

Bu resim bizlere ilaveten şunu oldukça iyi anlatıyordu.

Kontrolsüzce ve ip pazara yönelik konuşan, diplomatik sınırlara asla dikkat etmeyen, “Belagat şehveti” sürdürülen bir dış siyaset zarar veriyordu.

Konuşmayan, konuşmuş olduğu vakit diplomatik sınırları iyi belirlenmiş bir retoriğe ve anlayışa haiz bakanlar o koltuklara oturunca Devlet kendini oldukça daha iyi anlatım ediyor.

KENDİ PAYIMA ÇARŞAMBA GÜNÜ GÖRDÜĞÜM BAŞKANLIK SİSTEMİNİN İYİ ÇALIŞAN TEK YANIYDI

Bugün İçişleri ve Dışişleri Bakanlarına hâkim bu yeni anlayışın ilk etkileyici sonucunu 4 Ekim Çarşamba günü gördük.

Konuşmayan, yapan sessiz bakanlar…

4 Kasım Çarşamba günü gördüğüm bir diğer şey de şuydu:

Devlet içerisinde saat gibi çalışan bir emniyet yönetimi anlayışı…

“Güçlendirilmiş Başkanlık sistemi garabetinin kim bilir bugüne dek ki tek müspet sonucu…

BU YENİ ANLAYIŞ KARABAĞ’DA İLK BAŞARILI SONUCUNU ALDI

Türkiye Karabağ’da bunun oldukça etkin sonucunu almıştı…

Dünyanın 30 senedir çözemediği bir problemi Türkiye çözmüştü…

Şimdi bu yeni anlayış Suriye politikasına el atıyordu…

Benim için “Tuhaf bir öğleden sonrasının” şifreleri bunlardı…

Ve mutlaka “Pis elinizi çekin” diye bağırmaktan oldukça daha etkili ve netice alıcı bir anlayışın ilk işaretleri…

Bir yanıt yazın