Liberal ekonomist bile isyan etti… “Sadun Aren” dedi

Sözcü Gazetesi yazarı Ege Cansen bugünkü köşesinde Sadun Aren’in “milli gelir dağılımını âdil hale getirmek” laflarına atıf yaparak “Türkiye ekonomisi bu sene ‘hacimsel’ olarak yüzde 4 kadar büyüyecek gibi duruyor. Ancak aşağıda anlatacağım sebeplerden kaynaklı “harcanabilir ulusal gelir” geriye gidecektir” dedi.

Ege Cansen’in “Başka kapıya” başlıklı yazısı şöyle:

Benim çocukluğumda Manisa’da dilenciler evlerin kapısını çalardı. Kapıyı açan şahıs seyrek para verir genellikle dilencinin torbasına birkaç dilim bayat ekmek koyardı. Ayağı alışmasın diye sadaka vermek istemeyenler de dilenciye “başka kapıya git” der ve kapıyı sertçe kapatırdı. “Başka kapıya git” ya da “benden atlasın, kimde patlarsa patlasın” insanoğlunun egoist ama düzgüsel bir davranışıdır. Bunu niye hatırladım? Türkiye ekonomisi bu sene “hacimsel” olarak yüzde 4 kadar büyüyecek gibi duruyor. Ancak aşağıda anlatacağım sebeplerden kaynaklı “harcanabilir ulusal gelir” geriye gidecektir. Yani bu sene gelir artışını değil azalışını bölüşmek zorundayız. Ama hiç bir kesim bu gelir azalmasından hisse almak istememekte ve kapısını çalan pahalılığını, gücü yettiğince tutarına ya da sattığı malın fiyatına zam yaparak “başka kapıya” yollamaya çalışmaktadır. Pek doğal bu çoğunluk için olası olmayacaktır.

HARCANABİLİR MİLLİ GELİR NİÇİN AZALDI

Bu sene (2022) başta petrol olmak suretiyle ithal ettiğimiz hammadde, yarı mamul ve mamul malların dolar fiyatlarının, ihraç mallarımızın dolar fiyatlarından daha yüksek artması ilk sebeptir.

İhracatımız, ithalatımızdan miktarsal olarak daha oldukça artmaktadır. Bu aslında iyi bir gelişmedir. Ancak bu yüzden yurt içi piyasaya sunulan ithal ve yerli ürün miktarları azalmıştır. Bu ikinci sebeptir.

Küresel bankalar, Türkiye dış borçlarını ödemede sıkıntıya düşecek demekte ve bu yüzden Türkiye tahvillerin CDS (Borç Temerrüt Takası) primini yüksek tutmaktadır. Bu da yeni alınan dış borçların faizini artırmaktadır. Büyüme oranından yüksek faiz, yurt içerisinden yurt dışına gelir transferdir. Bu da üçüncü sebeptir.

HOLLANDALI ÇİFTÇİLER İSYANDA

Altmışlı yıllarda ODTÜ’den mezun olanların pek çoğunun Hollanda ile alakalı bir hatırası vardır. Ben de onlardan biriyim. Hollanda, yılda şahıs başına 58.000 dolar GSYH ile dünyanın en varlıklı ülkelerinden biridir. Hollandalılar, hem tüccar, hem sanayici hem de ziraatçi bir millettir. 17 milyon nüfusuyla Hollanda, yılda 120 miyar dolarlık ziraat ürünü ihraç eder. Bu rakamlara göre Hollandalı çiftçilerin maddi durumunun parlak olması gerekir. Ama televizyonda gösterilen haberlerde görüldüğü gibi, yolları kesen Hollandalı çiftçiler “geçinemiyoruz” diye isyanları oynamaktalar. Onlar da haklıdır. İşin özü şudur: Önce pandemi, sonra Ukrayna savaşı yüzünden Hollanda’da da her kesimin olduğu gibi çiftçilerin harcanabilir gelirleri düşmüştür. Yani çiftçilerin için de yaşam pahalanmıştır. Çiftçiler, hükümetin “ülkenin gelir-giderini denkleştirmek” için almış olduğu tedbirleri onaylamakta ama tedbirin ucu kendilerine dokununca devlete “başka kapıya git” demekteler.

HEM ENFLASYON HEM DE HARCANABİLİR MİLLİ GELİR AZALMASI VAR

Hocam Sadun Aren, ekonomide her vakit ve her ülkede tartışılan 20 kadar temel problem vardır; bunlardan halledilmesi en çetin olanı “milli gelir dağılımını âdil hale getirmektir” derdi. Bilindiği gibi iktisadın ilk ismi “siyasi iktisat” (political economy ya da political economics) dir. Burada siyasilikten kasıt, iktidarların öncelikle, ülkenin nimet ya da külfetlerini toplumsal sınıflar arasında dağıtmakla ilgilenmesidir. Enflasyon ile gelir azalması birleşince, problem daha da çetrefilleşmiştir. Herkes külfeti “başka kapıya” yollamaktadır.

Son söz: Politikasız iktisat, iktisatsız siyaset olmaz.”

LİBERAL EKONOMİSTİN SOSYALİST HOCASI: SADUN AREN

Türkiye İşçi Partisi’nin kurucularından ve Türkiye toplumcu hareketinin önde gelen kanaat insanları ve örgütleyicileri rasında bulunan Profesör Sadun Aren 19 Mart 1922’de Erzurum’da doğdu. Hasan Ali Yücel’in Mantık kitabı, Dante’nin İlahi Komedi’si ve Hüseyin Cahit Yalçın’ın çeviri etmiş olduğu Kavgam üstünde büyük tesir yaptı. Orta öğrenimini tamamladıktan sonra Mülkiye’ye girdi.

Mülkiye’de öğrenim görmüş olduğu sıralarda okumuş olduğu Darwin’in Türlerin Kökeni isimli eserinden oldukça etkilendi. Bu kitap kendi ifadesiyle sosyalizme yönelmesinde büyük aktif oldu. Yine bu sıralarda Marx’ı da okudu.

Mülkiye’yi bitirdikten sonra İçişleri Bakanlığı Muhasebe Müdürlüğü’nde staja başladı. Bu sıralarda yoğun biçimde kendisini okuma ve düşünmeye verdi. O sıralar Alman Faşizminin çöküşü Sovyetlere olan sempatiyi artırmıştı. Bu sıralarda Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) okuyan ve Marksist görüşlü İlerici Gençler Örgütü’ne üye olan Nabi isimli bir gençle tanıştı. O arkadaşının önerisiyle DTCF’de Behice Boran’ın verdiği bir konferanstan etkilendi. Türkiye Komünist Partisi’nin ideolojik hattını yansıtan “Yurt ve Dünya”, “Adımlar” gibi dergileri de izliyordu. 1947’de Posta İdaresi’nde memur olan TKP üyesi Kemal Ergün ile tanıştı. Onun evinde “Marksizmin Sorunları” isimli gizli saklı el yazmalarını okudular ve o tarihten itibaren kendini Marksist saymaya başladı.

Aynı sene doktorasını yapmak suretiyle İstanbul’a gitti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde doktorasını yaparken Kemal Ergün’ün baldızı ve eniştesinin Ortaköy’deki evine gidip gelmeye başladı. Burada TKP kadrolarından sürücü İdris ve Neriman Hikmet’le tanıştı. Doktorasını tamamlayıp sav yapmak suretiyle Ankara’ya dönünce Ömer Lütfü Tuncer ile tanıştı. Mehmet Ali Aybar’la da görüşmeye başladı.

O sırada Mülkiye Mektebi’nin (bugünkü Siyasal Bilgiler Fakültesi) Üniversiteler Kanunu’na doğal olarak olabilmesi için belli sayıda doçente haiz olması gerekmekteydi. Okulda kafi sayıda doçent bulunmadığından Aren ve Seha Meray’dan hekime tezlerini Doçentlik tezi olarak vermelerini istediler. Böylece her ikisi de Doçent ünvanı aldılar.

1949’da kardeşi Nilüfer aracılığı ile eşi Munise Hanımla tanıştı. 25 Haziran’da nişanlanıp, 25 Ekim’de evlendiler.

Doçent Sadun Aren’in Mülkiye’de verdiği ilk ders sosyoloji oldu. Kendi mevzusu olmamasına karşın, fakülte’de sosyoloji hocası olmadığından bu vazife ona verilmişti. 1951’de kızı Yeşne doğdu. Aynı sene Fakülte tarafınca Birleşmiş Milletler’e bağlı Avrupa Ekonomik Komisyonu’nda burslu olarak çalışmak suretiyle Cenevre’ye gönderildi. O sıralar Türkiye’de 1951 Komünist Tevkifatı başlamıştı. Bu nedenle Fakülte’ye müracaat ederek süresini uzattı ve Cambridge’e giderek orada bir yandan bir koleje kayıt olarak öğrenimini geliştirdi, öteki yandan da bursu kesildiği için BBC sınavına girip kazanmıştır ve Türkiye seksiyonunda çalışmaya başladı.

Aren Ülkedeki gelişimleri göz önüne alarak bir ara Türkiye’ye hiç dönmemeyi düşündü, ama kendi ülkesinden uzaklaşmasının insanı yozlaştıracağı kaygısıyla bu karardan vazgeçti. Esasen fakülte de dönmesini istemekteydi. İstanbul’a döner dönmez vapurda göz dibine alındı ve Ankara’ya götürülerek Ulusl’ta Rüzgarlı Sokak’ta askeriyeye ait bir binaya konuldu. Burada 15 gün kaldı. Daha sonra çıkmış olduğu mahkemede tutuksuz olarak yargılanmak suretiyle özgür bırakıldı.

Bu arada fakültedeki görevine devam etmekteydi. Mahkeme bir sene kadar sürdü ve kanıt yetersizliğinden beraat etti.

1957’de 35 yaşlarında profesör oldu. 1958’de ikinci evladı Haldun dünyaya geldi.

1955-1965 yılları aralığında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde kesintisiz hocalık yapan Aren, Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde de gece derslerine girdi. İlk kitabı, bunun yanı sıra doçentlik tezi olan “Veraset Vergileri Üzerine Bir Deneme”dir. 1956 da ikinci kitabı “Para ve İktisadi Politika”yı yazdı. Bu ikinci kitabının son baskısı 1988 senesinde yapıldı.

1961 senesinde kurulan TİP’le de temas kurmuştu. O tarihlerde üniversite hocalarının siyasal partilere girmesine bir mani olmadığından 1963 senesinde partiye girdi. 1964 senesinde meydana getirilen Kongrede de Genel Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. TİP 1965 seçimlerinde TBMM’de 14 milletvekilliği ve bir senatörlük iskemle kazandı. Prof. Aren de Mehmet Ali Aybar ve Çetin Altan’la beraber İstanbul’dan mebus oldu.

1968 yılından itibaren Aybar’ın bahsettiği “Türkiye’ye özgü sosyalizm” söylemi Prof. Aren’in de içerisinde olduğu bir öbek partili tarafınca ideolojik sapma olarak görüldü. Bu öbek Emek dergisi etrafında biraraya geldi. Dergi etrafında yürütülen savaşım sonunda Mehmet Ali Aybar Partiden çekilme etmek zorunda kaldı. Yapılan Genel Kurul sonrası TİP’in Genel Başkanlığına Behice Boran getirildi.

Aren, 12 Mart askeri darbesinden sonra gözaltına alınarak Yıldırım Bölge’ye götürüldü. Bir hafta sonra çıkarıldığı Mahkemece tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Tutukluyken mide kanaması geçirerek Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Bu arada TCK’nın 141/1 maddesi gereği yargılandığı dava da sürmekteydi. 1972’de dava karara bağlandı ve 12 sene 5 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Türkiye İşçi Partisi yöneticisi öteki dostlarıyla beraber cezasının geri kalan kısmını çekmek suretiyle Niğde Cezaevi’ne gönderildi. 1974’te çıkan genel aftan yararlanarak tahliye oldu. Cezaevindeyken Marksizm ve Üniversitede okutulan Ekonomiyi özetleyen bir kitap üstünde çalışmaya başladı. Bu kitap sonraki tutuklanması için gerekçe oldu.

Tahliyesinden sonra tekrar fakülteye dönmesine izin verilmedi. Çeşitli konferanslara ve seminerlere katıldı. 1976’da İstanbul’a giderek DİSK’e Danışman oldu. 1977’de tekrar Ankara’ya döndü. Yeni kurulan DİSK Araştırma Enstitüsü’nün başına geçti. 12 Eylül 1980 darbesi ile Enstitü kapanana kadar bu rolü yürüttü. Nisan 1981’de gözaltına alınarak 1. Şube’ye götürüldü. 15 gün burada kaldıktan sonra Önce İstanbul Metris’e, oradan Selimiye Cezaevi’ne gönderildi, çıkmış olduğu Mahkemece tahliye edildi. 1982’de tekrar tutuklandı ve Mamak Askeri Cezaevine gönderildi. Buradan da avukatlarının isteği üstüne kendi durumundaki tutukluların bulunmuş olduğu “Dil Okulu”na gönderildi. Niğde Cezaevinde yazdığı kitabı sebebiyle oluşturulan davadan beraat etti ama DİSK davası sürdüğünden tekrar Metris cezaevine gönderildi. 1984 senesinde öteki DİSK davası sanıkları ile beraber tahliye edildi. Bu arada Barış Derneği bundan kaynaklı da ile alakalı dava açıldı. Ancak o davadan beraat etti.

Tahliyesinin sonrasında Aziz Nesin’le beraber eşbaşkanlığını yapmış olduğu “Demokrasi İzleme Kurulu” isimli bir aydın istiyatifinde yer aldı. Bu insiyatif aracılığı ile Anayasa Kurultayı toplanmasına ön ayak oldu.

Sosyalist bir parti kurma çalışmalarına katıldı ve bu çalışmalar sonunda kurulan Sosyalist Birlik Partisi’nin Genel Başkanı oldu. Daha sonra Emek ve Kurtuluş gruplarının katılımı ile BSP ismini alan partinin de Genel Başkanlığını yürüttü. Bu parti soldaki muhtelif grupların da katılmasıyla Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) haline gelince ÖDP üyesi oldu. Partinin Onursal Genel Başkanlığına getirildi

Basılı 3 kitabı olan Aren’in Yön, Emek, Marksizm ve Gelecek dergilerinde ve Politika Gazetesi’nde yoğun olmak suretiyle muhtelif dergilerde yazıları yayınlandı.

Bir yanıt yazın